Kebapçı Başkan ve “Her Yöne Tarife” Siyaseti
ŞENOL DEMİRCİ
Şehirde bir gün herkesin diline dolanan bir kebapçı vardı… Ama bu sıradan bir kebapçı değildi. Menüde adana, urfa, tavuk şiş yazardı ama aslında asıl özel ürün “her yöne tarife” idi.
Kebapçı başkanın en büyük mahareti, mangalı yakmak değil, rüzgâr hangi yönden eserse et dumanını oraya çevirebilmesiydi. Sabah kuzeyden esen siyasi rüzgâra karşı “biz mangalın başındayız” der, öğlen güneye döner “biz ateşi hep birlikte söndürürüz” diye açıklama yapardı.
Mahallede bir gün büyük bir tartışma çıktı. Eski başkanlardan biri mangalın başından uzaklaştırılmış, yeni başkan ise mangalı devralmıştı. Herkes saf tutmuş, etler bile taraf seçmeye başlamıştı.
İşte tam o gün kebapçı başkan konuşmak zorunda kaldı. Uzun süre sessiz kalmıştı, çünkü dumanın yönü netleşmemişti. Ama artık herkes bir açıklama bekliyordu.
Açıklaması geldiğinde ortalık biraz daha karıştı:
“Biz bu mahallenin eski mangal geleneğinden geliyoruz. Bu ocak en zor günleri gördü, en çok dumanı da biz yuttuk. Önemli olan mangalın kimde olduğu değil, etin yanmadan pişmesidir. O yüzden en kısa sürede yeniden bir ‘mahalle mangalı’ yapılmalıdır.”
Mahalle halkı birbirine baktı. Kimse tam olarak ne dendiğini anlamadı ama herkes şunu hissetti: Ne mangal sönmüştü, ne de ateş harlanmıştı. Sadece duman, her yöne eşit dağılmıştı.
Gençlerden biri dayanamadı ve fısıldadı:
“Bu resmen ZEYDANCELL… her yöne çeken tarifeli mangal sistemi.”
O andan itibaren kebapçı başkanın yeni lakabı belli oldu. Artık kimse ona “tarafsız” demiyordu. Mahallede herkes biliyordu ki, bazı mangallar vardır; et pişirmez… sadece pozisyon bekler.
Ve hikâyenin sonunda şu gerçek ortaya çıktı:
Mangalın başında durmak kolaydı. Ama hangi tarafı yakmayacağını seçmek… işte asıl siyaset buydu (!)