Akdeniz’in “sessiz” elçisi!
Vatikan Türkiye Büyükelçisi ve Baş Episkoposu böyle bir kültür elçisini neden geri Türkiye’ye
çağırıp değerlendirmez?
ŞENOL DEMİRCİ
Akdeniz’in sıcak rüzgârlarının sokaklarında dolaştığı Adana, Mersin ve Hatay’da, yıllardır sessiz sedasız bir hizmet hikâyesi yazılıyor. Bu hikâyenin başkahramanı ise doğduğu topraklardan binlerce kilometre uzakta, hayatını insanlara hizmet etmeye adamış bir din adamı: Peder Francis Dondu.
**
Onu tanıyanlar önce güler yüzünden söz eder. Sonra mütevazılığından, Ardından da insanların dertlerini dinlerken gösterdiği samimi ilgiden… Çünkü Francis Dondu, görev yaptığı kiliselerin duvarları arasında kalmayı tercih eden bir ruhani lider değil; toplumun içinde yaşayan, insanlarla omuz omuza yürüyen bir isim.
**
Hindistan’da başlayan yaşam yolculuğu, kaderin ilginç bir cilvesiyle Türkiye’nin Akdeniz kıyılarına uzandı. İlk geldiği yıllarda yabancı olduğu dil, kültür ve yaşam tarzı zamanla onun için bir engel olmaktan çıktı. Türkçeyi öğrendi, insanları tanıdı ve en önemlisi insanların kalbine dokunmayı başardı.
**
Adana’da Bebekli Kilise’nin çanları çalarken, onun sesi yalnızca Katolik cemaatine değil, farklı inançlardan insanlara da ulaşıyordu. Vaazlarında sık sık sevgi, hoşgörü ve kardeşlik kavramlarını öne çıkarıyordu. Çünkü ona göre insanları bir arada tutan şey farklılıklar değil, ortak değerlerdi.
**
Mersin’de geçirdiği yıllarda da aynı anlayışı sürdürdü. Kentin çok kültürlü yapısını bir zenginlik olarak gördü. Dinler ve kültürler arasında köprüler kurmaya çalıştı. Birçok insan için o, sadece bir peder değil; ihtiyaç duyulduğunda kapısı çalınabilecek bir dost, bir yol gösterici oldu.
**
Hatay ise onun hizmet yolculuğunda ayrı bir anlam taşıyor. Tarih boyunca medeniyetlerin ve inançların buluştuğu bu kadim şehir, Francis Dondu’nun savunduğu değerlerin adeta yaşayan bir örneği. Özellikle büyük depremin ardından yaşanan acı günlerde, insanların yanında olmaya devam etti. Bazen bir dua ile, bazen bir teselli sözüyle, bazen de sadece sessiz bir dayanışmayla…
**
Günümüzde insanlar arasındaki mesafeler artarken, önyargılar büyürken ve kutuplaşma derinleşirken Francis Dondu gibi isimler bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: İnsanlık, farklılıkları aşabildiği ölçüde güçlenir.
Onun hikâyesi büyük manşetlere taşınan olayların hikâyesi değil. Sessizce yapılan iyiliklerin, gösterişsiz fedakârlıkların ve insan sevgisinin hikâyesi. Belki de bu yüzden etkisi bu kadar derin.
**
Adana’nın sıcak sokaklarından Mersin’in sahillerine, Antakya’nın tarih kokan taşlarına kadar uzanan bu yolculukta Peder Francis Dondu, yalnızca bir din adamı olarak değil; barışın, kardeşliğin ve insan olmanın ortak değerlerinin temsilcisi olarak iz bırakmaya devam ediyor.
**
Ve bazı insanlar vardır ki gittikleri yerleri değiştirmekten çok, dokundukları insanların hayatlarında iz bırakırlar. Francis Dondu da işte o insanlardan biridir. Bugün Akdeniz’in birçok kentinde adı anıldığında, insanların yüzünde oluşan sıcak tebessüm bunun en güzel kanıtıdır.
**
Sevgili dostum
şuan ülkesi Hindistan’da görev yapmaktadır.
Atatürk sevgisi ve Adana sevgisini yüreğinden eksik etmeyen peder Francis Dondu’yu
gazeteci gözüyle hatırlatmak istedim.
**
Vatikan Türkiye Büyükelçisi ve Baş Episkoposu böyle bir kültür elçisini
neden geri Türkiye’ye
çağırıp değerlendirmez?