Maskeli soyguncular

28.09.2026
Maskeli soyguncular

ŞENOL DEMİRCi

Ülkemizde artık adalet duygusunu sorgulatan manzaralarla karşı karşıyayız.
Belediyelerde rüşvet iddialarıyla anılanlar, imar ve proje kurallarına aykırı yapılarla gündeme gelenler, kamu kaynakları ve fonlar üzerinden haksız kazanç sağladığı ileri sürülenler dışarıda dolaşırken; kimi zaman birkaç parça yiyecek çaldığı için yoksul çocukların hapse girdiği bir düzeni konuşuyoruz.
Gaziantep’te baklava çaldıkları gerekçesiyle hapse giren çocukların hikâyesi hâlâ hafızalarda.
**
Asıl mesele sadece çalmak da değildir.
Mesele, kimlerin hangi maskeyle karşımıza çıktığıdır.
“Solcuyum” diyen Atatürk’ü dilinden düşürmüyor ama kamu malına el uzatıyorsa, söylediği sözlerin hiçbir anlamı kalmaz.
“Sağcıyım” diyen Allah’ın adını dilinden düşürmüyor ama devleti ve milletin hakkını soyuyorsa, o sözlerin de hiçbir kıymeti yoktur.
Atatürk’ü anmak kolaydır; Atatürk’ün emanet ettiği Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmak zordur.
Allah’ın adını anmak kolaydır; Allah’tan korkuyormuş gibi görünüp kul hakkı yememek asıl imtihandır.
**
Bugün ülkemizin en büyük sorunlarından biri, insanların söyledikleriyle yaptıkları arasındaki uçurumdur.
**
Kimi Atatürk’ü, kimi dini, kimi vatanı, kimi milleti kendisine bir maske yapıyor. Maskenin arkasında ise makam, para, çıkar ve güç hesabı yapılıyor.
İşte bu yüzden mesele yalnızca hırsızlık değildir.
Mesele, güveni istismar etmektir.
Mesele, kutsal değerleri çıkarına alet etmektir.
Mesele, milletin inancını ve güvenini kullanarak yanlış işler yapmaktır.
Bu konuyu size kıssadan bir hisse ile anlatayım.
**
Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar; “Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?” Derviş kendini savunur; “Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.” Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki; “Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?” Kuş kendini savunur. “Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.” Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. “Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder. Kuş o anda; “Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır. “Neden” diye sorar Hz. Süleyman. Kuş sebebini şöyle açıklar; “Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar… Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın… Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.”

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Adana'nın Sesini Dünya'ya duyuruyoruz