Genel

Yalçın Hoca’nın çağrısı dikkate alınmalı

Prof. Dr. Yalçın Kekeç, Adana’nın yetiştirdiği önemli tıp insanlarımızdan birisidir. Genel cerrah olarak 40 yılı geçen meslek yaşamında on binlerce insana şifa dağıttığı gibi kendisi 2000- 2004 yılları arasında Çukurova Üniversitesi’nin Rektörlüğü görevinde de bulunmuştur.

Prof. Dr. Yalçın Kekeç, tüm yaşamında olduğu gibi akademik geçmişinde de rektörlük görevinde bulunduğu yıllarda sıra dışı, mütevazı, öğrenciler, öğretim üyeleri ve personel ile iç içe, demokrat yapısıyla dikkat çekti. Demokrat yapısını gösteriş için kullanmadı, hayata uyguladı.

Nasıl mı?

Mesela; Türkiye’de ilk kez Çukurova Üniversitesi’ne bir “Protesto meydanı” yaptırdı. Burada başta üniversite öğrencileri olmak üzere bir olayı, bir fikri, bir uygulamayı, bir kurumu ya da bir kişiyi protesto etmek isteyenler, hiçbir baskı altında kalmadan; coplanma, gözaltına alınma, ıslatılma endişesi duymadan protestolarını yapacaklardı.

Seyhan Baraj Gölü kıyısındaki Üniversitenin bu konumunu en iyi biçimde kullanmak adına Üniversiteye ait az maliyetli fakat çok kullanışlı bir katamaran tekne yaptırdı. Bu teknede KKTC Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da olmak üzere birçok devlet büyüğünü ağırladı. Hatta o dönemde ben de Akşam Gazetesinin Bölge Müdürüydüm ve Rektör Beyin daveti üzerine biz de o tekneye binip bir göl gezisinde ağırlanmıştık.

Fakat sonraki yıllarda tekne bakımsızlıktan parçalandı bir köşeye hurda olarak atıldı, protesto meydanının kaide ve tabelaları yerlere savruldu, meydan işlevsiz bırakıldı. Sadece bunlar değil tabi.

Yalçın Kekeç, rektörlüğü döneminde yaptığı soruşturmalarla birçok yolsuzluğun da açığa çıkartılmasını sağladı. Bunlardan bir tanesinin sonucunda Balcalı Hastanesinin yıllık 10 bin ton olan akaryakıtı yıllık 2.9 bin tona düştü. Yani bir yılda tam 7 bin tonluk akaryakıt tasarruf edilmiş oluyordu. Başka bir deyişle; demek ki daha önce 7 bin tonluk akaryakıt ya da onun milyonlarca tutan parası farklı yerlere gidiyordu.

Bununla da kalmadı o tariflerde açtığı ve yıllarca süren bir dava nedeniyle Üniversite’nin milyonlarca lira zarara uğramasını önledi. İşin ilginç yanı bu davayı Üniversite yönetimi takip etmesi gerekirken takip etmediği halde Yalçın Kekeç, kişisel olarak davaya müdahil olarak hiçbir yönetimsel bağının kalmadığı üniversiteyi milyonlarca lira zarardan kurtarıyordu. Elbet bunu teşekkür etmek için yapmamıştı ama bir teşekkür edilse de fena olmazdı hani!

İşte Prof. Kekeç, bu ve benzer hatırlatmalarının yer aldığı çok güzel bir yazıyı tam 7 bin öğretim üyesi ve yöneticiye göndererek Çukurova Üniversitesi’nden emekli oldu. Bir de herkese bir öneride bulundu. “Gelin bir toplantı yapalım ve üniversiteyi konuşalım” diye…

Artık emekli olan Prof. Kekeç’in elbette bundan sonraki süreçte üniversiteyle ilgili bir beklentisi olamazdı, Kekeç, özetle; “Biz hep üniversite olarak başkalarını eleştirdik ama çuvaldızı hiç kendimize batırmadık. Gelin bunları bir konuşalım.

Yıllar içinde biz neyi yanlış yapmışız, bundan sonraki doğrularımız ne olmalı, nasıl daha çağdaş, demokrat ve özgür bir üniversite haline dönüşebiliriz. Bozuk çarklar böyle devam etmemeli. Sistemin aksayan yönlerini bulup ortaya koyalım. Gelecek nesillere daha sağlıklı işleyen bir üniversite bırakalım” şeklindeki arayışını seslendiriyordu.

Bence Kekeç’in bu çağrısına kulak verilmeli ve Çukurova Üniversitesi yıllardır yapılmamış bir girişimi yaparak, eteklerindeki taşları dökmeli…

Elbette ki eteklerinde dökülemeyecek kadar ağır taş bulunduranlar, bu taşların ayaklarına düşebileceğini hesaplayarak bundan taraf olmayacaktır, fakat sırtlarında kırılacak yumurta küfesi taşımayan binlerce özverili üniversiteli bu görevi omuzlamalı, bu çağrıya destek olmalıdır…

Yalçın hocama, emeklilik yaşamında esenlik dileklerimle… (Kaynak: Sözcü Gazetesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir